Archive for Kültür Sanat

Ücra – Hilal Durdaşoğlu

Bu gün bir kitabı paylaşmak istedim sizinle. Doğrusunu söylemek gerekirse henüz okumadığım, bir kitaptan bahsedeceğim.

Kitapla tanışmam sosyal medyann en büyük pasta dilimini oluşturan Facebook sosyalleşme sitesinde bir arkadaşımın paylaştığı Akşam gazetesinde bir röportaj sayesinde oldu..  O röportaj da yazar öyle güzel ifadeler kullanmış ki dış(!) dünyamızda alınan nefeslerle ilgili, yapmak istediğini ve becerebildiğince yaptığını öyle güzel anlatmış ki içimde o kitabı hemen edinme arzusu oluştu. Ben de gidip hemen sipariş vermek istedim ancak KitapYurdu.com ‘dan kitabın tedarik ve gönderim süresini 9 gün görünce istedim bu kitaba daha erken erişebilmek için bir arkaşa ricada bulunabilirim diye düşünerek internet kanalı ile almaktan vazgeçtim.

Kitabın röportajdan ve arka kapak yazısından anladığımca kitap bizim kapımızın dışında ki dünyada yaşanan zorlukları, hikayeleri anlatarak bizlere bir sosyal sorumluluk dürtüsünü aşılamayı amaçlıyor. Bu bağlamda ben de bu kitabın bu sayfa aracılığı ile de tanıtımının yapılarak; kapımızın dışarısındaki, kimi zaman korktuğumuz,  kimi zaman aşağıladığımız, hor ve hakir gördüğümüz o sokaklarda ki yazarın tabiri ile şanssız çocukları daha iyi anlamamızı, algılamamızı ve onlara hayatlarını sürdürürken kendilerine ve topluma daha faydalı  yollar gösterebileceğimizi düşündüm. Çok popüler bir tabirle onlara balık tutmayı öğretebileceğimizi, onların bizden tek far

kının bizden daha şanssız olduğunu daha iyi anlayıp algılamamız gerektiğini de düşünüyorum bir yandan.

Kitabın tanıtım metninden bahsetmeden önce son bir dedikodu, duyduğuma göre Hilal Durdaşoğlu eylemlerine devam edecekmiş ve bunun için bir web sitesi yaptırıyormuş..

Bu şehir her gece flu çocuklar doğurur.
Çocuklara adını soran olmaz çünkü kimsesizliğin ismi öğrenilmeden unutulur.
Evet, sen haklısın, saçlarını düzeltmek için baktığın vitrin camının önünde kıvrılmış uyuyan çocuğu görmemekte… Çünkü o çocuğun kimsesizliği, vitrindeki çantanın etiketi kadar etmemekte!
Nasırlı kalplerimizin sevgisizliğinden ölmek üzere bir çocuk karanlık bir sokakta masumiyetini kaybetmekte!
Evet, sen haklısın!
Kuralları güçlüler koyar ve hiçbiri kaldırıma serdiği bir gazete üzerinde uyumamıştır. Sen aldırmadan yürüyüp geçtin diye o gece oracıkta ölen çocuğun boyu yerden bir karıştır.