Tag Archive for aşk

mantık

çoğu zaman insan hakim olamıyor kendine.. kimi zamen öfkesinden kimi zaman özleminden..
bazen bir şarkı bir şiir bir nota olan herşeyi bir kenara bırakıp sarılma hissi yaratıyor..
bir anda vuruyor kafasına dank ediyor bir çok şey..

mazoşist işte bu insan mutsuz olacağını bile bile koşuyor bir sevdanın peşine bir mutluluk umuduyla atılıyor ansızın geleceğini düşünmeden.. bir anda sarıp sarmalamak koklamak benimsemek istiyor..
ama her zaman olmuyor istediği gibi herşey.. hatta çoğu zaman olmuyor.. denge ne de önemli şey.. herşeyin aşırısı mahvediyor halet-i ruhiyeyi.. bilinen gerçekler ise; yani mantık, ne de can yakıyor..
oysa oluruna bırakabilsek, oysa öylesine anı yaşasak.. yarınları düşünmeden o duygu yoğunluğuyla konuşamdan sadece bakarak göz kapaklarını bile oynatmadan anlaşabilsek, güvensek inansak bilsek.. ama görmeden nasıl bilebiliriz ki..

öyle zor sanıyoruz ki güvenmeyi öyle zor sanıyoruz ki inanmayı.. her hareket her eylem bir başka sonuç doğuruyor.. oysa o kadar basit ki kabullenmek.. kabullenmek istedikten sonra.. ihtiyacımız olan tek şey istemek.. istediğimize inanmak..

büyük kavgalardan ve öfkeden sonra dinginleşince insan başını iki elinin arasına koyunca dönüp de geriye bakınca hatalarını daha net görüyor daha iyi anlıyor.. beklentilerini tartınca yeniden hatalarını göz önünde bulunduruca her anlamda hayal kırıklıkları işte..

mahvediyor adamı.. istemekle reddetmek arasında can çekişiyor ruhu insanın.. özlemekle görüşmemek öperken gözlerini yummak gibi..

öyle çok şey söylemek istiyorum ki çok ağır geliyor susuyorum..
mutluluk gerçekten bu kadar mı uzak?

 

yeni başlayanlar için aşk

  • yarını düşünürsen işi bombok edersin haberin olsun.. an’ı yaşa gerisini kasma..
  • hiç bitmeyecekmiş gibi sev yarın bitebilirmiş gibi bağlan
  • sen sen ol sadece sen ol o’nun istediği olma bırak herkes olduğu gibi olsun..
  • ne sen hayatının merkezine otur ne de onun tek hayatı sen ol.. bir gün ayrı düşebileceğinizi asla aklından çıkarma..
  • senin olduğu gibi o’nun da senden başka bir hayatı olduğunu unutma o’nun hayatından daha çok kendi hayatını düşün..
  • kıskanabilirsin sinirlenebilirsin öfkelenebilirsin ama bunu o’nun bilmesine gerek yok uyar ama kendi içinde yaşa..
  • kavga da etseniz saygınızı hep koruyun kırıcı olabilirsiniz ama hakaretten kaçının..
  • ucunun nereye gideceğini kestiremediğiniz cümleler kurmayın kelimeleri didik didik seçin..
  • trip atmak yerine gerçekten hissettiklerinizi söyleyin, dikte ettirmek yerine çözüm arayın..
  • ne kadar büyük bir çatışma yaşarsanız yaşayın barışmadan yatmayın, hele içinize hiç atmayın..
  • bir ilişkide denge olması şart değil ama ne kul köle ol ne de kendini fasulyeden nimet say ortak yol bulmayı öğren..
  • dürüst ol aşk yalan kaldırmayacak kadar sahte zaten ilişkiyi çirkinleştrme..
  • icin bisey yazamicam su an asik olursam yeni bir askim olursa yazicam sozzz:)))
  • sabırlı olmayı öğrenmelisin anlamasa da anlatmaktan anlamasan da dinlemekten sıkılmamalısın..
  • gizliliğe özen göster kimsenin senin duygularını bilmeye ihtiyacı yok, hele hislerin konusunda fikre ihtiyacın yok..
  • kararlarından ve duygularından emin olmadan harekete geçme her şeyi önce düşün ve tart.. kendine hakim olmayı öğren.
  • olmayacak duaya amin deme karşılıksız bir aşkın peşinde kendinle harap etme..
  • onu kısıtlamaya kalkma sadece rahatsızlığını dilerim getir ama rest çekme.. sen istemesende o istediğini yapacaktır
  • kaybedecek birşeyi olmayan insana bağlanıp kendini kaybetme ve kendini vazgeçilmez zannetme..
  • her zaman onun olduğu gibi senden de daha iyisinin olacağını unutma sadık ol ki sadakat beklemeye hakkın olsun..
  • sevişmeden uyumayın ayrılmadan ölmeyin ne kadar az göz yaşı o kadar hızlı normal hayata dönüş..
  • #yenibaslayanlaricinask olur da bir gün ayrılırsanız sakın bir daha geri dönmeye çalışma.. hele hele hiç arayıp mesaj bile atma.. küçülme..

gibi

 

sen uyu ben daha uyuyamam meleğim
daha kokunu tenefeüs edip sımsıkı sarıp sarmalamam lazım bedenini
izlemem gözlemem büyülenmem lazım
günler aylar yıllar gibi meleğim..
göm yüzünü boynuma nefesin olsun tenim..
öyle özledim ki..
sanki her sensiz gecem eksik gibi..
kollarımda uyanmadığın günlerim mutsuz huzursuz
ne vardı ki hep olsan ya kolllarımda..

ama sus düşünme, cevap verme meleğim.. sadece uyu.. sen uyurken de ben seni sevmeye devam edeceğim..

bir masal gibi bir düş gibi ama sahici.. bir nefes gibi tutsak bir kafesteki özgürleşecek kuş gibi.. hayat gibi, ölüm gibi, aşk gibi.. ama değil asla bir sen gibi, bir ben gibi.. yaşadıklarımız tam anlamıyla “biz” gibi..

gözyaşlarımız, acılarımız ve kederlerimiz ise gözlerimizdeki bir iz gibi..

 

monoton

kıskanıyorum seni.. herşeyden, herkesden öyle ki aldığın nefesten..

uyandığın zaman eminim o ahşap çerçeveli pencerenden önce camının önündeki menekşelerine bakıyorsun elini fesleğenlere sürtüp götürüyorsun burnuna..  sonra alabildiğine maviliklere dalıyor gözlerin.. geceliğinin askısını düzeltiyorsun gerindikten sonra camının karşısında..

“hala giyiyor musun o beyaz saten geceliğini?”

Mutlu uyanmışsın, gözlerin gene parıl parıl parlıyor yeni günde.. kalkıp yüzünü yıkıyorsun çok uyumaktan şişmiş dudaklarını ıssırıyor  inci beyazı dişlerin biz sevişmeden once yaptığın gibi.. ayna da bakıp da kendine şükrediyorsun güzelliğine..

“ah o yüzün kadar güzel olsaydı ya yaşadıklarımız keşke..”

Gıcırtılı merdivenlerden süzülüyorsun aşağıya çayın suyunu koymak için mutfağa.. hole gelince bakıyorsun ki telefonun kablosu gene düşmüş kornişonundan.. belki aklına geliyorum o anda.. O olsa yapardı diyorsun yüzünde bir ekşimeyle ama sinirlenmemek için umursamıyorsun  kablosunu telefonun..

“her bir köşesi hala aklımda o ahşap evin.. beraber elden geçirmiştik her köşesini..”

Üstünü giyinip dışarı vuruyorsun sonra kendini.. işe diye yola koyulup vapurda simit atarken buluyorsun kendini martılara.. neşeni saçıyorsun etrafına.. sana bakanlar gülümseyerek günaydınlarını esirgemiyorlar hiç senden..

“oysa biz bir merhaba ile başlamıştık konuşmaya o sabah..”

belkide tek mutsuz olduğun şirketinde yoğun bir gün geçiriyorsun.. sabahtan akşama kadar türlü türlü zor işlerin üstesinden gelmeyi biliyorsun.. ne kadar mutsuz olursan ol çıktığında tüm olumsuz hislerini kilitleyip gidiyorsun şirketin kapısıyla birlikte..

“en fırtınaları kavgalarımızı yaptığın yerdi şirketin, hep dedim sana ayrıl diye ama bırakamadın..”

Beni en son hayatından defettiğin sokağın içinden döneceksin geldiğin yoldan farklı.. bir tutam papatya almadan dönmezsin eve.. arnavut kaldırımlı sokaktan salmadan kendini sahile rahat edemezsin..

“oysa sana almama izin verdiğin tek bitki kaktüstü..”

Normalde benimle olman gereken dakikalarda başka birinin yanına gideceksin bu gece.. bir başka bakış bir başka nefes deyecek tenine.. bırak öpmeyi elini tutması bile beni delirtirken koynuna gireceksin.. bana olan nefretini bir başkasının gönlünü hoş ederek çıkartacak beni delirteceksin.. bana yapmadığın en güzel aşkları yapacaksın ona..

“pürüzsüz tenindeki damla damla terleri anımsıyorum..”

Bir sigara yakacaksın sonra.. dumanını çekerken içine tiksineceksin kendinden ama benim canımı yakmış olmanın mutluluğu daha ağır basacak.. hiçbirşey konuşmadak giyinip çıkacaksın o erkeğin evinden.. ilk bulduğun taksiye atlayarak evine gideceksin çantana sıkıştırdığın papatyaları çıkartıp.. koklayacaksın ve ağlayacaksın varana değin.. taksici sormaya niyetlenecek ama soramayacak hıçkırınlarından korkarak..

“ağlamak hiç yakışmıyor o güzel gözlerine meleğim, hem de hiç yakışmıyor..”

Varınca evine makyajını temizleyip gene o beyaz geceliğini giyeceksin askısı hep omzundan düşen.. beraber günlerce uyuduğumuz yatağa gene bensiz yatacak ve rüyalara dalacaksın.. taa ki sabaha kadar yatağına sinmiş kokumla huzurla uyuyacaksın..

“nasıl beceriyorsun bu halde yaşamayı anlamıyorum..”

rastlaşamadığım sevgilime

göktekı yıldızlar gıbı eşsiz.. Biliyorum orada yastığına sarılmış uyumaya çalışırken arıyor beni, nereye bakacağını bilmeden.. öylece beklıyor..

oysa nefesi kadar yakınım oan, oysa düşlerinde yüzünü görmediği benim ve neyseki kokum beynine kazınmış.. oysa ne o beni biliyor ne de ben onu..

çok uzaklarda gibiyiz oysa, hiç kavuşamayacak gibi.. kayan yaralarımıza tuz basıyoruz bambaşka insanlarla.. biz daha biz olamadan yokuz oysa..

nefretlerimiz farklı ama, tıpkı yaşamışlıklarımız gibi.. birimiz daha öfkeliyiz hayata, daha bencil ve daha arzulu.. karşılaşamadık henüz daha koklaşamadık..

saramadık ellerimizi ve sarmalayamadık yaralamızı.. varlığını görmediğimizce inkar ettik, yok dedik, artık olmaz dedik.. gömüp üzerine işedik.. öyle inandık ki..

çaresiz akıtıyor birimiz gözyaşlarını.. hıçkıra hıçkıra ağlıyor, duramıyor, dayanamıyor, reddedemiyor ve ama bekleyemiyor.. akıyor işte gözyaşları akıyor..

usulca bir rüyaya dalıyoruz şimdi ikimizde.. rüya kabusa dönüşüyor ve zaman kavuşamamıza inat akıp gidiyor..

özlem

özlemdin benim için
umutsuz göz yaşlarımdaki tuzlu hüzün
bir tatlı esintiydi hatıran
titret dudaklardaki şehvet dolu ıssırık gibi

hatıraların aklımda
ne de az şey yaşamışız aslında
hayat bulutları umutsuzluklarda
karalamaktan sızıları parmaklarımla

mavi çizgiler defterde
kelimeler kederde
hayatım nerelerde
ne oldu bize nicelerde

14.05.07 – 02:41

esirimsin

karanlık bir odada hapis gibiyim sensiz nefessizim
özlemim dudaklarımdaki damlalarda
hayatım derin bir nefeste ciğerlerinde
üflesen yok olacak, içine çeksen doruğa ulaşacağım..

ilham perinim ıssızlarda
yüreğinde hissedenim.
ruhun kölem
bedenin azadımdır..

ya bu elleri buluşturacaksın kılıçla
yada akıtacaksın sızını yüreğine damla damla
umudun tükendiği anda
tadacaksın akan aşkı bir tuzlu yaşta..

27.07.2006