Tag Archive for istanbul

Bembeyaz İstanbul

Tavukçuyolu Caddesi Ümraniye

İstanbul da son birkaç gündür yağan kar tüm kenti esir aldı. Aslında geçen hafta başladı bu soğuklar. Balkanlardan önce Marmara’ yı sonrasında da tüm Türkiye’ yi buz gibi bir hava sardı sarmaladı. Şimdilerde de gözlemleyebildiğimce İstanbul ‘ un sadece yüksek kesimleri değil her bir tarafı bembeyaz.. Ana alterler açık olmasına karşın mahallelerin büyük caddeleri dahi kar tutmaya başladı. Karayolları ve emniyet sürücülerin kar lastikleri olsa dahi zincir bulundurmasını öneriyor.

İşin kötü tarafı bu gün haber sitelerinde okuduğumuza göre Sibirya dan buraya kadar gelen soğuk hava dalgası Türkiye’ ye yerleşecekmiş. Don ve buzlamanın görüneceğini bahseden haber siteleri Çığ riskinden ve seracıları mamüllerinin donma tehlikesinden de bahsediyor. Öyle ki iç kesimlerde -5 doğuda ise -30 derece görünebilecekmiş. Hoş Kars ve benzeri iller bu tür sıcaklıklara alışık ama rakamlar dahi insanın içiniüşütüyor.

2010 İstanbul Kültür Mantarı

Avrupa Kültür Başkenti mevzusu ilk kez, 1980’lerde Dönemin Yunanistan Kültür Bakanı Melina Mercouri’nin önerisinin Avrupa Birliği Bakanlar Konseyi tarafından çok şeker bulunup Avrupa kültürüne değer katan, Avrupa’ya katkı sağlayan kentlere verilmeye başlanan bu unvana ilk kez 1985’te belki de Yunanistan’ ın fikir babası olması sebebiyle Atina sahip olmuştur.

Bu unvan, 1985-2000 yılları arasında Avrupa Birliği kendi içinde ki üyelerine bu ünvanı hunharca verip durmuştur. Seneler 2000 yılını gösterdiğinde  ise, millenyum ayağına Avrupa Kültür Başkenti unvanı hem aynı yılda birden fazla kente, hem de Avrupa Birliği “adayı”  adayı olan ülkelerin kentlerine verilmeye başlanmıştır. Adayı kelimesini özellikle tırnak içine aldım ki Türkiye’ ye neden verildiğinin ipuçlarını vermiş olayım diye..

1999 yılında, Avrupa Birliği, Avrupa Kültür Başkenti projesini AB’nin tam üyesi olmayan ülkeleri de kapsayacak şekilde genişletme kararı almasının ardından, bizim Türkler’ den konuyla ilgilenen bir grup sivil toplum gönüllüsü 7 Temmuz 2000 tarihinde bir toplantı düzenleyerek, İstanbul’un Avrupa Kültür Başkenti adayı olması için gerekli adımları atacak Girişim Grubu’nu kurmuştur.

Bu tarihe kadar bu konuda lobi yapanlar her daim bu organizasyona  katılan şehirlerin yerel yönetimleri ya da ülkelerin ulusal yönetimleri başvuru, çaba ve lobileri ile olmasına karşın biz Türkler ilk defa sivil bir çaba ile Avrupa ‘ nın Kültür Başkenti’ nin İstanbul olması için çaba da bulunarak başarıya ulaşırız..

Bu Girişim Grubu denen sivil yapılanma, İstanbul’un Avrupa Kültür Başkenti olması için yerel yönetimlerden de desteği görünce üniversiteler ve diğer sivil toplum örgütleriyle de dirsek temasları kurmuştur.

Her bürokraside ki gibi uzun kasışlardan sonra 13 Kasım 2006 günü Avrupa Parlamentosu’nun görüşü ve Avrupa Birliği Kültür Bakanları Konseyi’nin onayıyla İstanbul’un, 2010 Avrupa Kültür Başkenti olduğu ilan edilmiştir.

Avrupa Parlamentosu kara kaşımıza kara gözümüze bu ünvanı layık görmüş olduğundan değil, Türkiye’ nin ilkokullarda dahi öğrettiğimiz jeoPOLİTİK konumu ve İstanbul’ un coğrafi konumu ve binlerce yıllık kültürel mirasıyla, dünya metropolleri arasında afilli bir fiyakasının bulunmasından ileri gelmektedir. Ayrıca Genç ve dinamik nüfusu, yaratıcı bir enerji oluşturarak, Türkiye’nin bir aynası olan İstanbul’u dünyanın en dinamik kentlerinden biri haline getirmektedir. İstanbul’da özellikle son yirmi yılda gelişen kültür bilinci, kültür yaşamına da yansımaktadır. Özetle bizim siviller fena kafa ütülemişler ki Avrupa Birliği gibi hiç bir şeyi beğenemeyen bir kuruluş böyle bir harekette bulunmuştur. Yok bunlar içime sinmedi diyorsanız sizleri  komplo teorisyenlerinin yanına alarak beyin fırtınası yapmaya da davet ediyoruz.

İşin ilginç yanı; İstanbul’un 2010 Avrupa Kültür Başkenti olarak Avrupa, Osmanlı’ dan sebep sahip olduğu kendi kültürünün köklerini İstanbul’da  keşfedecek  ve biz belki de biz nerede hata yapıyoruz da buralar bizim değil sorusuna bir yanıt bulabilecektir kendi içlerinde.

Bu konu öyle çok kısa öz bir konu değildir,  yukarıda kabaca anlattık. Bizim halkı ilgilendirebilecek yanı entel dantel kesim için bol bol kültür-sanat etkinliği, yoksul halk için; Mor ve Ötesi, Nil Karaibrahimgil, Kıraç, Zara ve Tarkan’ ı “beleş” izleme fırsatı demek olacak. Zaten yoksul halk için daha fazla ilgilerini çekecek birşey pek yok bu etkinlikte..

 

Eğer ki ben sevdim bu işi, hani etkinlikler diyorsanız şuraya bir bakabilirsiniz.

Yok bu bilgiler kesmedi beni, ben gurusu olmak istiyorum bu olayın diyorsanız da sizi şuraya bekleriz..

Ha bu arada unutmadan Google gene bir güzellik yapmış bizim şu Kültür Başkenti’ nin resmi açılışları için şu yukarda görmüş olduğuz muzur logoyu hazırlamış.