Tag Archive for mantık

mantık

çoğu zaman insan hakim olamıyor kendine.. kimi zamen öfkesinden kimi zaman özleminden..
bazen bir şarkı bir şiir bir nota olan herşeyi bir kenara bırakıp sarılma hissi yaratıyor..
bir anda vuruyor kafasına dank ediyor bir çok şey..

mazoşist işte bu insan mutsuz olacağını bile bile koşuyor bir sevdanın peşine bir mutluluk umuduyla atılıyor ansızın geleceğini düşünmeden.. bir anda sarıp sarmalamak koklamak benimsemek istiyor..
ama her zaman olmuyor istediği gibi herşey.. hatta çoğu zaman olmuyor.. denge ne de önemli şey.. herşeyin aşırısı mahvediyor halet-i ruhiyeyi.. bilinen gerçekler ise; yani mantık, ne de can yakıyor..
oysa oluruna bırakabilsek, oysa öylesine anı yaşasak.. yarınları düşünmeden o duygu yoğunluğuyla konuşamdan sadece bakarak göz kapaklarını bile oynatmadan anlaşabilsek, güvensek inansak bilsek.. ama görmeden nasıl bilebiliriz ki..

öyle zor sanıyoruz ki güvenmeyi öyle zor sanıyoruz ki inanmayı.. her hareket her eylem bir başka sonuç doğuruyor.. oysa o kadar basit ki kabullenmek.. kabullenmek istedikten sonra.. ihtiyacımız olan tek şey istemek.. istediğimize inanmak..

büyük kavgalardan ve öfkeden sonra dinginleşince insan başını iki elinin arasına koyunca dönüp de geriye bakınca hatalarını daha net görüyor daha iyi anlıyor.. beklentilerini tartınca yeniden hatalarını göz önünde bulunduruca her anlamda hayal kırıklıkları işte..

mahvediyor adamı.. istemekle reddetmek arasında can çekişiyor ruhu insanın.. özlemekle görüşmemek öperken gözlerini yummak gibi..

öyle çok şey söylemek istiyorum ki çok ağır geliyor susuyorum..
mutluluk gerçekten bu kadar mı uzak?

 

Hata – Seçim

Sosyal medyanın lokomatifi olan Facebook da paylaşımlarını beğeni ile takip ettiğim bir grup var. Zaman zaman komik zaman zaman düşündüren şeyler paylaşıyorlar. Malum blogu daha aktif kullanma günün gecenin stresinden yazarak uzaklaşma kararım mevcut (buna şimdi haberiniz oluyor gerçi).

Konumuza gelince yukarıda ki tablet şu bahsettiğim gurubun düşündüren cinsten paylaşımlarından. Ecnebice bilmeyenler için çevirecek olursak;

Aynı hatayı tekrar yapmazsın çünkü ikinci sefer yaptığın hata değil seçimdir.

Hepimiz gündelik hayatta onlarca hata yapıyor bunların bir kısmını salt pişmanlık olarak yaşarken bir kısmını da ders çıkartarak tecrübeye dönüştürüyoruz. İşte zurnanın zort dediği nokta burada başlıyor..

Bir hatanın temeline indiğimizde kimi zaman baskı kimi zaman stres kimi zaman mecburiyet kimi zaman yeterince irdelememek düşünmemek yatıyor. İhtimaller üzerinde düşünmeksizin sadece yapmak istediklerimizi yaptığımızdan dolayı ya da bizden kaynaklı olmayan dış etmenlerin sonucu yaptığımız seçimlerin hata olduğu ortaya çıkıyor. Evet bakın buradan da anlayabileceğiniz üzere aslında her hata özünde bir tercih, bir seçim..

Peki nasıl oluyor bu iş? Şöyle ki; Hayat bize her an olaylar ve olgular yaşatarak tercih yapmamızı bekliyor. Öğlen yiyeceğimiz yemeği seçmek, sinemada izleyeceğimiz filmi seçmek, birlikte olacağımız insanı seçmek vb.. Hayat bize çoğu zaman bu lüksü sunarken kimi zaman da bizim irademiz dışında seçimler yaptırıyor bize. Aslında iş gerçekten öyle mi? Bizim etkilendiğimiz ve seçim olarak düşündüğümüz şeyler aslında bizim mi yoksa başkalarının seçimlerinin sonuçları mı? Biz bir seçimin sonucu olarak yeni bir seçim yapmaya mı zorlanıyoruz? Kader denilen muamma bu mu yoksa??

“Her seçim bir vazgeçiştir.” demiş kim demişse.. Bunun bu kadar afilli durmayan ama bilimsel açıdan daha farklı ifadeleri de mevcut tabi. (bkz. alternatif maliyet, fırsat maliyeti, ikame etkisi vb. -iktisat-) İşin temelinde seçimin oluşabilmesi için gerekli olan bir “karar” var. Peki bu kararı biz insanlar neye göre alıyoruz bu da ayrı bir muamma ancak tüm değişkenleri bir kenara bırakıp konuya dönecek olursak aldığımız ve kendi irademizin sonucu olan her karar bir seçimdir ve bunun devamında hayat bize yeni alternatifler yeni yollar çizer. Eğer bizim irade beyanımız sonucu doğan sonuçlar bizi tatmin ediyorsa herşey yolundadır bir sıkıntı yoktur ancaak, eğer işler ters giderse, bir  yerlerde hata yapmışsak irade beyanımızı etkileyen faktörler sağlam temellere dayanmıyorsa o zaman seçmediğimiz kararımızı düşünmeye başlıyor irade beyanımızı yalanlar bir hale geliyorz.

e ziyahan ne alakası var şimdi seçimler kararlar iradeler demeyin. olayın kuyruğumuzu sıkıştıran kısmı şu; bir karar aldığımızda bu karar sonucu seçimimizi yapar ve buna göre olay(lar)ı idame ettirmeye devam ederiz. Bu bir hataya dönüştüğünde irade beyanımızı reddeder ya hatamızı kabul edip düzeltme yoluna gideriz yahut uslanmaz bir çocuk gibi somut ve mantıksal denklemleri bir kenera bırakıp yaramaz çocuklar gibi bildiğimizi okumaya devam ederiz.

İş bu yazıya konu görselde de açıkça ifade edildiği üzere (çok hukuki oldu bee) eğer biz bir hatamızı gördüğümüz halde bunu tekrarlama yoluna gidiyorsak (en basit örneği aşk) bundan sonra yaşacaklarımızın sorumlusu sadece ve sadece kendimiz olacağız.

Ben bu kadar uzun uzadıya yazdım adamlar bir cümle ile işi bitirmişler.. ben sadece size bu olgunun nelere etki ettiğini anlatmaya çalıştım.. sadece hatalarınızı yaparken sebep sonuç ilişkilerini daha detaylı algılamanız ve yapacağınız seçimlerde bunu göz önünde bulundurmanızı istedim.. bana neyse.. hıhh!