Tag Archive for tanışma

monoton

kıskanıyorum seni.. herşeyden, herkesden öyle ki aldığın nefesten..

uyandığın zaman eminim o ahşap çerçeveli pencerenden önce camının önündeki menekşelerine bakıyorsun elini fesleğenlere sürtüp götürüyorsun burnuna..  sonra alabildiğine maviliklere dalıyor gözlerin.. geceliğinin askısını düzeltiyorsun gerindikten sonra camının karşısında..

“hala giyiyor musun o beyaz saten geceliğini?”

Mutlu uyanmışsın, gözlerin gene parıl parıl parlıyor yeni günde.. kalkıp yüzünü yıkıyorsun çok uyumaktan şişmiş dudaklarını ıssırıyor  inci beyazı dişlerin biz sevişmeden once yaptığın gibi.. ayna da bakıp da kendine şükrediyorsun güzelliğine..

“ah o yüzün kadar güzel olsaydı ya yaşadıklarımız keşke..”

Gıcırtılı merdivenlerden süzülüyorsun aşağıya çayın suyunu koymak için mutfağa.. hole gelince bakıyorsun ki telefonun kablosu gene düşmüş kornişonundan.. belki aklına geliyorum o anda.. O olsa yapardı diyorsun yüzünde bir ekşimeyle ama sinirlenmemek için umursamıyorsun  kablosunu telefonun..

“her bir köşesi hala aklımda o ahşap evin.. beraber elden geçirmiştik her köşesini..”

Üstünü giyinip dışarı vuruyorsun sonra kendini.. işe diye yola koyulup vapurda simit atarken buluyorsun kendini martılara.. neşeni saçıyorsun etrafına.. sana bakanlar gülümseyerek günaydınlarını esirgemiyorlar hiç senden..

“oysa biz bir merhaba ile başlamıştık konuşmaya o sabah..”

belkide tek mutsuz olduğun şirketinde yoğun bir gün geçiriyorsun.. sabahtan akşama kadar türlü türlü zor işlerin üstesinden gelmeyi biliyorsun.. ne kadar mutsuz olursan ol çıktığında tüm olumsuz hislerini kilitleyip gidiyorsun şirketin kapısıyla birlikte..

“en fırtınaları kavgalarımızı yaptığın yerdi şirketin, hep dedim sana ayrıl diye ama bırakamadın..”

Beni en son hayatından defettiğin sokağın içinden döneceksin geldiğin yoldan farklı.. bir tutam papatya almadan dönmezsin eve.. arnavut kaldırımlı sokaktan salmadan kendini sahile rahat edemezsin..

“oysa sana almama izin verdiğin tek bitki kaktüstü..”

Normalde benimle olman gereken dakikalarda başka birinin yanına gideceksin bu gece.. bir başka bakış bir başka nefes deyecek tenine.. bırak öpmeyi elini tutması bile beni delirtirken koynuna gireceksin.. bana olan nefretini bir başkasının gönlünü hoş ederek çıkartacak beni delirteceksin.. bana yapmadığın en güzel aşkları yapacaksın ona..

“pürüzsüz tenindeki damla damla terleri anımsıyorum..”

Bir sigara yakacaksın sonra.. dumanını çekerken içine tiksineceksin kendinden ama benim canımı yakmış olmanın mutluluğu daha ağır basacak.. hiçbirşey konuşmadak giyinip çıkacaksın o erkeğin evinden.. ilk bulduğun taksiye atlayarak evine gideceksin çantana sıkıştırdığın papatyaları çıkartıp.. koklayacaksın ve ağlayacaksın varana değin.. taksici sormaya niyetlenecek ama soramayacak hıçkırınlarından korkarak..

“ağlamak hiç yakışmıyor o güzel gözlerine meleğim, hem de hiç yakışmıyor..”

Varınca evine makyajını temizleyip gene o beyaz geceliğini giyeceksin askısı hep omzundan düşen.. beraber günlerce uyuduğumuz yatağa gene bensiz yatacak ve rüyalara dalacaksın.. taa ki sabaha kadar yatağına sinmiş kokumla huzurla uyuyacaksın..

“nasıl beceriyorsun bu halde yaşamayı anlamıyorum..”

rastlaşamadığım sevgilime

göktekı yıldızlar gıbı eşsiz.. Biliyorum orada yastığına sarılmış uyumaya çalışırken arıyor beni, nereye bakacağını bilmeden.. öylece beklıyor..

oysa nefesi kadar yakınım oan, oysa düşlerinde yüzünü görmediği benim ve neyseki kokum beynine kazınmış.. oysa ne o beni biliyor ne de ben onu..

çok uzaklarda gibiyiz oysa, hiç kavuşamayacak gibi.. kayan yaralarımıza tuz basıyoruz bambaşka insanlarla.. biz daha biz olamadan yokuz oysa..

nefretlerimiz farklı ama, tıpkı yaşamışlıklarımız gibi.. birimiz daha öfkeliyiz hayata, daha bencil ve daha arzulu.. karşılaşamadık henüz daha koklaşamadık..

saramadık ellerimizi ve sarmalayamadık yaralamızı.. varlığını görmediğimizce inkar ettik, yok dedik, artık olmaz dedik.. gömüp üzerine işedik.. öyle inandık ki..

çaresiz akıtıyor birimiz gözyaşlarını.. hıçkıra hıçkıra ağlıyor, duramıyor, dayanamıyor, reddedemiyor ve ama bekleyemiyor.. akıyor işte gözyaşları akıyor..

usulca bir rüyaya dalıyoruz şimdi ikimizde.. rüya kabusa dönüşüyor ve zaman kavuşamamıza inat akıp gidiyor..